Satrançta eğer en iyi hamle hiç bir hamle yapmamaksa, buna Zugzwang denir.
Kategori arşivi: Kişisel
Çoklu Evren
Uyarı: Aşağıdakli yazı tamamen bilimsel bir yazı değildir. Bilim-kurgu bile değildir. Belki sadece bir hayal gücü ürünü olabilir.
Şimdi size çoklu evrenden (paralel evrenler) söz edeceğim. Bu konu hakkında çok araştırma yaptım çok yazı okudum ancak şimdi anlatmak istediğim bu değil gerçekten o yüzden kısaca anlatmak istiyorum. Eğer ilginizi çekerse ileride araştırmanızı öneriyorum.
Şuan (uzun zamandan beri aslında) bilim adamları evrenin büyük bir patlamayla oluştuğunu düşünüyorlar. Büyük patlamayı kafanızda canlandırdığınız zaman bu patlama üç boyutlu olmuştur. Yani yukarı, aşağı, sağa, sola, ileri ve geri (diğer bir değişle x, y ve z eksenleri). Aslında ders kitaplarında gösterilen iki boyutlu tasvirler bunun z eksenini çok olarak vurgulamıyor bence doğru olan görsel şu olmalı.

Sonuç olarak elimizde 3 boyut ve bir zaman var. Ben zamanı evrenin büyüme hızı olarak tanımlıyorum kendime göre. Diğer tarafta ise evrenin inanılmaz bir hızla büyüdüğü gerçeği var.
Bir de fraktallar var. Fraktallarda ne kadar yakından bakarsanız bakın yada ne kadar uzaktan bakarsanız bakın aynı şekli görebileceğiniz yapılardır. Buna o kadar yabancı olduğunuzu zannetmiyorum. Bir molekül tasvirine baktığımızda galaksilerin tasvirleriyle neredeyse aynı olduğunu ve bir fraktal gibi olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle bazen bizim evrenin atomun bir proton taneciğin içinde olabileceğini düşünüyor insan.
Bu iki konu hakkında da sayısız yazı ve bilimsel makale yazılmıştır. Şimdi ise asıl konumuza gelelim. Büyük patlamayla 3 boyut ama 1 zaman oluşturdu. Neden boyut 3 ama zaman tek ? Ya birden fazla zaman varsa.
Bunun matematiksel kısmını bilmiyorum sadece mantık yürütmeye çalışıyorum. Evrenin çok büyük bir hızla büyüdüğü biliniyor. Bu hızla büyüme nasıl kaynaklanıyor ? Evren nasıl büyüyor ? Bunu bildiğimiz kadarıyla şöyle açıklayabiliriz sanırım. Bizden çok uzaklarda yeni büyük patlamalar meydana geliyor. Buda evrenin büyümesine neden oluyor. Aynen fraktallarda olduğu gibi kendi içinde patlayan patlamalar şekil olarak şöyle ifade edebiliriz.
Bu büyük patlamalar aynı büyüklükte ve aynı şiddette oluyor. Tıpkı fraktallar gibi. Buda demek oluyor ki her patlamadan milyarlarca yıl sonra aynı bizim dünya gibi bir dünya var ve siz zamanı geldiğinde o dünyada yaşadınız, yaşıyorsunuz veya yaşıyacaksınız.
Buda aynı anda birden fazla yerde yaşadığınız anlamına gelebilir. Ancak siz ordaki sizle iletişim kuramıyacaksınız belki sonsuz ışık yılı uzaktasınız diğer size.
Şimdi hayal kurma zamanı acaba şuan yaşadığınız siz ve başka sizler neler yapıyorlar. Yaptığınız hataları yapıyorlar mı ? Daha güzel mi yoksa daha kötü mü yaşıyorlar ? Yoksa tamamen sizin yaşadığınız hayat orda da devam ediyor mu ? Aşağıdaki şarkı bana bunu hatırlattı. Umarım şarkıyı sizin için anlamlı kılmıştır.
“In another life, I would be your girl
We’d keep all our promises, be us against the world
In another life, I would make you stay
So I don’t have to say you were the one that got away
The one that got away”
Anı Unutulmaz Kılmak
Bir anı (-ı çekim eki) ölümsüz kılmak için onu duyularımızla desteklememiz gerekiyor. Bunu duyarak, görerek, hissederek kısacası bütün duyu organlarımızla yapabiliriz. Mesela çok güzel anda yediğiniz bir karpuzun tadı, hafif ılık bir rüzgar, teninizi yakmayan ama ısıtan güneş ışığı veya dökülen yapraklar olabilir. Veyahut o an dinlediğiniz bir müzik. Kesinlikle sizi o anki duygularınıza götürüyor.
Getirdiği hafif bir burukluk, zamanın geçişiyle ilgili. O eski andan daha mutluda olsanız burukluk hissettiriyor bu size kaçınılmaz. Tabi o zaman unutmak istemediğiniz bir an ileride unutmak istediğiniz bir anda olabilir. Ona göre dikkat etmek lazım. Bugün Stockholm’de dökülen yapraklar, hafif rüzgar, güzel bir güneş vardı. Aklıma bu şarkı geldi. Taa 2000′li yıllarda böyle bir günde dinlemiştim bu şarkıyı. Çocukluğuma götürdü beni anlayacağınız.
Nerelerdeyim ?
En son 13 Nisan’da yazı yazmışım. Oda tam yazı sayılmaz hani. Zaten Google Translate’in API’si kapatıldı Sözcük Bulucu 2.0 çalışmıyor o yüzden. 9 Nisan’da Banker Bilo’yu yazmışım neredeyse 6 aydır yazı yazmıyorum yani. Bir de blogları gezerken uzun süredir yazı yazmayan bloggerları eleştirirdim. “Uzun zamandır yazı yazılmayan blog terk edilmiş şehir gibi.” demiştim Efe Dinçer’e.
Tabi insanın ruh hali çok değişken. Bende uzun süre uzak kaldığım etkinliklerden soğuyabilen bir yapıya sahibim. O nedenle bu kadar uzun süre geçmiş. Staj yaptım yazın. Stajda çok şey öğrendim. Hiç bir sayfada bulamadığım sorunlarla karşılaştım. Çoğunu çözdüm ama bloglayamadım. Yine çok şey yaşadım, tecrübeler yaşadım, bloglayamadım. İlerideki yazılarıma olumlu etkileri olacağını düşünüyorum.
Şimdi Stockholm’deyim. Erasmus’la 5 ay burada kalacağım. Yine bunun koşuşturmaları tecrübeler kazandırdı bana. Tecrübelerini bloglayan insanlar sayesinde buraya bir çok şey hakkında bilgilenmiş olarak geldim. Bu borcu kendi tecrübelerimi yazarak ödemeyi düşünüyorum.
Şimdi tekrar soralım nerelerdeyim ? Mekan ve tecrübe olarak çok uzaklardayım. Düşünce ve bilgi birikiminde o kadar uzakta değilim. Bu kötü aslında.
ASUS Yetkili Servisinin İllegal İşlemleri
Notebook’umu LCD ekranında bulunan titremeler ve jak girişindeki sorun yüzünden 12.08.10 tarihinde ASUS yetkili servisine bıraktım.Notebook’uda bir kaç ay öncesinde GOLD’dan almıştım.Bir kaç gün sonra LCD’de ki problemi çözmüşler jakta bir problem bulamadıklarını söylemişlerdi.
Servisten aldıktan bir kaç gün sonra Elazığ’a gittim ve titremeler yeniden başladı ama idare edebilecek düzeyde olduğu için servise göndermedim.İstanbul’a tekrar geldiğim zaman Ethernet’ten internete bağlanamadım ve jak girişindeki problem devam ediyordu ayrıca LCD’de titremeler vardı.Bende 15.02.2011 tarihinde tekrar Teknik Servise götürdüm.Ordaki gişe görevlisine LCD titremelerini, ethernet sorununu, jakta sorun olduğu halde bulamadıklarını ve şimdi jak’taki problemin tamamen ortaya çıktığını söyledim.Fiziki Kontrol kısmında sadece kasada çizikler bulunduğunu yazdılar.
Bugün Elazığ’a döneceğim için ASUS Yetkili Servisinden bilgi istedim.Bana klavyede su teması olduğunu, kullanıcı hatalı olduğunu ve 210 Lira ödemem halinde garanti kapsamındaki diğer sorunların karşılanacağını söylediler.O görüşmeyi bitirip şoku atlattıktan sonra tekrar servisi aradım bilgi almak istediğimi söyledim.Klavyede su teması olduğunu ve 140 Lira ödemem halinde garanti kapsamındaki diğer sorunların karşılanacağını söylediler.
Ben bilgisayarımı kullandığım sürece kasasına dahi bir damla sıvı değmemiştir.Buna adım kadar eminim.Eğer klavyede sıvı teması olsaydı klavyede sorun çıkardı ve bu fiziki kontrollerde ortaya çıkardı.Ancak fiziki kontrollerde sadece çizik olduğu yazıldı ve gerçektende öyleydi.Şimdi ben bilgisayarımı aldığım zaman birileri tarafından sıvı dökülmüş şekilde mi alacağım ? Olmayan bir sorun mu ortaya çıkacak ? Ayrıca bu durumdan benim neden yeni haberim oluyor ? Çünkü 7 iş günü harcayıp sorunu söyleyecekler sorunun giderilmesini söylediğim zaman 7 iş günü daha kazanacaklar. 140 Lira ödememem halinde diğer sorunların karşılanmayacağını söylüyorlar.Halbuki bilgisayarı aldığım zaman bana verdikleri “Notebook Garanti Kartı”‘nda böyle bir ifade dahi geçmemektedir.
Not: destek[@]asus.com’a attığım mail’le “tek defaya mahsus olmak üzere” bana yardımcı oldular. Umarım bundan sonra buna benzer bir sorunla karşılaşmam ve kimsede karşılaşmaz.