Neye Emek Verilir ?

Çoğunuz görmüşsünüzdür bu Gehard Master’ın ödüllü karikatürünü. İlk bakışta “ümidini kaybetme” mesajı alıyor insan bu karikatürü görünce. Bilmiyorum karikatürün asıl mesajı nedir hiç araştırmadım sadece bana düşündürdükleri bunlar. Daha sonra bir kaç kere daha incelediğiniz zaman “Bu adam manyak mı ? Neden yangını söndürmeye çalışmak yerine ağacı suluyor ?” diyor insan kendi kendine. Sonra bakıyorsunuz etrafta hiç su gözükmüyor. Yangında sarmış ağacın yarısını, çokta şiddetli. Belli ki aniden çıkmış bu yangın ama yavaş yavaş sarmış ağacın gövdesini ve yapacak bir şey yok gibi. Su olsa bile elindeki sulama aleti (adı her neyse) bu yangını söndürmeye yetmez. Adamın yüzünde hiçte ümit yok gibi. Üzüntülü, hüzünlü. Sonra ilk düşüncemin beni yanılttığını anlayabiliyorum.

Adam bu ağacı kendi dikmiştir, belki emek harcamıştır. Gitmiş onu sulamak için IKEA’dan sulama aleti almış. Fidanken dikmiş, verdiği emekle onu büyütmüş, yazın gölgesinde serinlemiş, belki biraz şekerleme yapmış. Çünkü etraf çok kurak başka ağaçta yok. Sulanmazsa yaşamaz bu ağaç.

Bu adamın yaptığı son zamanlarını yaşayan duygusunun yandığını bile bile ona son anlarını biraz hafifletmek. Tıpkı ölmek üzere olan çocuğunun elinden tutup “Her şey güzel olacak.” demek gibi. Adamın bu ağacı onun en büyük duygusu belkide içinde yaşadığı tek hissi. En küçüklükten dikmiş, belki başka biriyle dikmiş. Ama son zamanlarında tek ve onu içinde yaşatmaya çalışıyor.

Nerelerdeyim ?

En son 13 Nisan’da yazı yazmışım. Oda tam yazı sayılmaz hani. Zaten Google Translate’in API’si kapatıldı Sözcük Bulucu 2.0 çalışmıyor o yüzden. 9 Nisan’da Banker Bilo’yu yazmışım neredeyse 6 aydır yazı yazmıyorum yani. Bir de blogları gezerken uzun süredir yazı yazmayan bloggerları eleştirirdim. “Uzun zamandır yazı yazılmayan blog terk edilmiş şehir gibi.” demiştim Efe Dinçer’e.

Tabi insanın ruh hali çok değişken. Bende uzun süre uzak kaldığım etkinliklerden soğuyabilen bir yapıya sahibim. O nedenle bu kadar uzun süre geçmiş. Staj yaptım yazın. Stajda çok şey öğrendim. Hiç bir sayfada bulamadığım sorunlarla karşılaştım. Çoğunu çözdüm ama bloglayamadım. Yine çok şey yaşadım, tecrübeler yaşadım, bloglayamadım. İlerideki yazılarıma olumlu etkileri olacağını düşünüyorum.

Şimdi Stockholm’deyim. Erasmus’la 5 ay burada kalacağım. Yine bunun koşuşturmaları tecrübeler kazandırdı bana. Tecrübelerini bloglayan insanlar sayesinde buraya bir çok şey hakkında bilgilenmiş olarak geldim. Bu borcu kendi tecrübelerimi yazarak ödemeyi düşünüyorum.

Şimdi tekrar soralım nerelerdeyim ? Mekan ve tecrübe olarak çok uzaklardayım. Düşünce ve bilgi birikiminde o kadar uzakta değilim. Bu kötü aslında.

Sözcük Bulucu v2.0

Steve Ballmer‘la yaptığımız toplantı sonucu kelimelerin yanında İngilizce karşılıklarının da olmasını kararlaştırdık ve gelişmiş seçeneğini siz sevgili arkadaşlara ücretsiz olarak sunuyoruz. Muhtemel olarak Bill Gates’den yeni bir mesaj daha alacağım. Bul tuşuna bastıktan sonra çevirim biraz uzun sürebilir sabırlı olun. Program değişimi sürdürecek (: Buradan indirebilirsiniz. İyi kullanımlar efenim.

Sözcük Bulucu

İngilizce çeviri dosyalarında kelimeleri teker teker çıkarmak çok zor olduğu için onun yerine kolay bir program yazmak daha mantıklı geldi. İsteyen herkes kullanabilir. Dosyayı olduğu gibi yazı alanına kopyaladıktan sonra Bul butonuna tıklarsanız kelimeleri ikinci resimdeki gibi alfabetik sıralı, bir kelimeyi iki kere yazmayacak şekilde alt alta size sunar. Size kalan sözcüklerin İngilizce karşılığını bulmak. Sınavlardan sonra belki bu işlemi de kendisi yapar. Buradan indirebilirsiniz.

Banker Bilo

Yeşilçam filmlerini sevmişimdir, gerçekten beni hala güldüren nadir eserleri vardır. Bu eserleri hepimiz sürekli gülerek izledik bazen bizim için hiç bir şey ifade etmedi. Bugün “Banker Bilo” adlı filmi izledim Youtube’den ama bu komik filmde gülemedim. Üzüldüm. Sadece üzüntü. Çünkü bunca yıl ben bu filmden almam gerekeni alamamışım. “Nasıl olmuş bu ?” diyeceksiniz size anlatayım.

Şener Şen’in rol aldığı “Maho” köyüne döner ve köylülerini Almanya’ya götürmek vadiyle kandırır. En iyi arkadaşı olduğuna inandığı “Bilo” rolündeki İlyas Salman ve bir köylü, Şener Şen’in vaadine inanır ve bütün varlıklarını satarak Maho’ya yol parası olarak verirler. Bilo’nun küçük hayali ise sevdiği kız Zeyno’nun başlık parasını tamamlayabilmektir. Maho ise onları Almanya yerine İstanbul’a götürür.

Bilo ve arkadaşının bunu fark etmesi çok uzun sürmez. Yolları ayrı düşer, Bilo sebze satmaya başlar orada da insanlar tarafından dolandırılır. Tek suçu ise insanları sevmesi, onlara güvenmesi, namuslu olması ve güvenilirliğidir. Sonra yol arkadaşıyla tekrar karşılaşır, yol arkadaşı ondan evinde kalması için para ister. Bir süre arkadaşıyla sigara satar. Daha sonra Maho’yla tekrar karşılaşır. Maho iş kurma vaadiyle Bilo’nun tekrar saflığından yararlanır. Bilo sigara satarak kazandığı parayı Maho’ya verir. Maho ise karaborsacılık yapmaktadır ve bütün şirketi Bilo üzerine yapar. Maliyeciler baskın düzenledikten sonra şirketin sahibi Bilo olduğu için Bilo mapusa düşer.

Mapustan çıktıktan sonra Bilo eski arkadaşının evine gider eski arkadaşı da Maho’ya dönmüştür, Zeyno’nun İstanbul’a taşındığını öğrenir evine gider. Zeyno ise eski Zeyno değildir bütün saflığını kaybetmiş ve zengin koca peşinde koşan biri olmuştur. Zeyno’nun babasının yardımıyla Maho’nun fabrikasına gider.Maho onu kapıcı yapar. Kapıcılar Bilo’dan rahatsız olur çünkü çok çalışkandır ve diğer ev sahipleride aynı performansı diğerlerinden bekleyecek diye korkarlar. Çeşitli olaylardan sonra Maho Zeyno’yu da Bilo’nun elinden alır. Bilo yine sabırlı davranır Maho’da uzun süre anlaşma yapmak için Almanya’ya gitmek zorundadır ve yerine güvenip bırakabilecek kimseyi bulamamaktadır. Bilo’nun bu iş için çok uygun olduğunu düşünür ve ona bütün işlerini vekalet eder. Bilo’da bu fırsattan yararlanır ve bütün mal varlığını üstüne alır. Filmin sonunda da Bilo “Artık bende namuzsuzum” der Zeyno’ya ve film biter.

Bu filmde Bilo Anadolu insanının saflığını güvenilirliğini ve sevgisini simgeler. Maho ise bu insanların eğer gerçek bir ahlakla yetişmezse ne hale geleceğini ve Anadolu insanının ne hale getirebileceğini gösterir. Bizim elimizden alınan ve elimizden uçup giden değerler olmazsa toplumun hayvan sürüsünden farksız olacağını ve Anadolu insanının saflığını yitirdiğini anlatmaya çalışır.